Bu hafta Hero 9 Black’den, iç mekân veya Youtube çekimlerimizde nasıl yüksek performans alabileceğimizi örnek görüntüler eşliğinde konuşacağız.
Herkese merhabalar, ben Hakan Ünsal. Akıllı teknolojiler hakkında rehber videolar hazırladığım Youtube kanalıma hoş geldiniz. Hem daha fazla teknoloji meraklısına erişebilmek hem de desteklerinizle 10.000 aboneye ulaşabilmek için başlamadan önce kanalıma abone olabilirseniz çok sevinirim.
- GoPro’nun kameralarındaki sensörlerinin ve lenslerinin küçük olması düşük ışıklı ortamlardaki fotoğraf ve video kalitesini aslında olumsuz yönde etkiliyor. Ancak cep telefonlarımızdakine benzer bir durum ile bu açığı geliştirdikleri yazılım sayesinde ciddi oranda kapatıyorlar. Bir de yıllar içerisinde üzerine sürekli güncellemeler ve yenilikler ekleyen firmanın cihazları artık onlarca hatta yüzlerce farklı konfigürasyonda ayarlanabilir hale geldi.
Örneğin TimeLaps’deki gece modu sayesinde ışığın gücünü kendisi ayarlayarak gecenin karanlığından sabahın ilk ışıklarına geçişin daha yumuşak olabilmesini sağlayabiliyor. Üstelik eskiden TimeLaps çekimlerimdeki yaklaşık 3.000 kareyi bir de ertesi gün birleştirmek için uğraştığımı düşünürken bugün cihaz direk video formatında 4K çıkışlar bile verebiliyor.
Ben bu görüntüleri geceleri pencereye sabitlediğim Hero 9 ile gökyüzünü çekerek oluşturdum. Manzaramız keşke bir ormana veya açık alana baksaydı yoğun kar yağışı ile çevrenin nasıl renk değiştirdiğini sizlerle daha güzel paylaşabilirdim.
Bu arada merak edenler için gece boyunca yapacağım 10 saatlik çekimin 1,5 dakikalık TimeLaps videosuna dönüşmesi için kamerayı 15 saniye de bir kare çekmeye ayarladım. Çünkü videolarda 1 saniyelik görüntünün 24 kareden oluştuğunu düşünürsek öncelikle 1,5 dakika yani 90 saniye için toplamda 2.160 kareye ihtiyacım olduğunu hesapladım. Bunu da 10 saat karşılığı 36.000 saniyeye bölünce yaklaşık olarak 16 saniye gibi bir değer çıkıyor. Siz de kendi TimeLaps videolarınızı çekerken hesaplamanızı buna göre yapabilirsiniz.
TimeLaps ile TimeWarp arasındaki farkı merak edenler içinse hemen kısaca açıklamak gerekirse; TimeLaps’de kameranın çekim sırasında sabit durması gerekirken, TimeWarp’da kamera sizinle hareket ederken kayıt yapabiliyorsunuz. İleride fırsatım olursa TimeWarp örnekleri de paylaşırım.
Dolayısıyla kullandıkça devleşen bu küçük aksiyon kameraları evet doğası gereği açık hava çekimleri için daha uygun ancak ayarlarda yapabileceğimiz birkaç küçük dokunuş ile kapalı ortamlarda daha başarılı sonuçlar alabiliriz.
- Ancak video ayarlarına geçmeden önce kaliteli ses kaydı için kameraya harici bir mikrofon bağlanması gerekiyor. Bu da ancak ekstradan satın almanız gereken ya GoPro’nun 3.5mm’lik mikrofon adaptörü ya da yine GoPro’nun Media Mod eklentisi ile mümkün. Adaptörün fiyatı evet daha uygun ancak kamera ile beraber kullanabilmek için yanında Ulanzi’nin Vlog Case’ini de almanız gerekiyor. Her ikisinin fiyatını toplayınca da zaten aşağı yukarı Media Mod seviyelerine ulaşıyor.
Ancak ben ekstra bir maliyet daha istemiyorum üzerindeki mikrofon ile kullanırım derseniz de nasıl bir performans sergilediğini birazdan sizlerle aradaki farkları daha kolay anlayabilmeniz için sırayla paylaşacağım.
Media Mod’u tercih etmemdeki en önemli etken öncelikle kamerayı, yan kapağı açık olmasına karşın koruması ve bu hali ile açık hava şartlarında bile kullanıma uygun hale getirmesi. Ulanzi’nin plastik çerçeveli alternatifini kullandığınızda ise hem fazladan kablo karmaşasına sebep olacak hem de kameranız yan taraftan yağmur veya toza karşı korumasız kalacak.
Bu arada ben başta Media Mod’un ambalajındaki Weather Resistant yani hava şartlarına dayanıklılığı Water Resistant gibi okuyup su geçirmez olduğunu düşünmüştüm. Ancak böyle bir şey yok, aman dikkat.
Media Mod üzerinde 3,5mm’lik mikrofon girişi haricinde kamerayı aynı anda şarj etmenizi sağlayan Type-C girişi ve görüntü aktarımını sağlayan Micro-HDMI çıkışı da bulunuyor. Bir de üzerinde entegre gelen yönlendirmeli yani ister ön ister arka isterseniz de ikisini birden kullanabileceğiniz bir mikrofon bulunuyor.
Şimdi farklı mikrofon kullanımlarına göre sizlere sesleri dinleteceğim. Böylelikle hangisinin daha kaliteli olduğuna karar verebileceksiniz. Bu arada ses kaydını GoPro’nun Tripodunu kullanarak 40-50cm gibi bir mesafeden gerçekleştiriyorum.
- Başlangıcı GoPro’nun yerleşik mikrofonu ile yapalım. Şu an duyduğunuz ses harici herhangi bir kaynak kullanılmadan direk GoPro Hero 9’un üzerindeki yerleşik mikrofon üzerinden geliyor. Aslında herkesin Media Mod’u satın almayacağını düşünürsek bence değerlendirilmesi gereken en önemli ses kaynağı yerleşik mikrofon. Bu yüzden lafı bilerek uzatıyorum. Evet yeterliyse sonraki mikrofonumuza geçiyoruz veee
- Şimdi duyduğunuz ses ise Hero 9’un harici eklentisi olan Media Mod’dan geliyor. Eklentinin mikrofon ayarı menülerden sadece ön, sadece arka veya hem ön hem de arka olarak ayarlanabiliyor. Ben kameranın önünde bulunduğum için ön olarak ayarladım. Eğer kendinizi değilde bir manzarayı çekerken kayıt yapıyorsanız bu durumda menüden sadece arka mikrofonu ayarlayabilirsiniz. Yine lafı uzatıyorum çünkü birazdan tüm videolarımdan zaten alışık olduğunuz harici mikrofonuma geçeceğim veee
- Şimdiki ses ise Media Mod’un ColdShoe bağlantısına sabitlediğim ve tüm paylaşımlarımda kullandığım için lafı bu sefer uzatmayacağım Wireless Go mikrofondan geliyor. Tabi ki bence en garantili ve kaliteli seçenek harici mikrofonların kullanılması olur.
Evet siz GoPro’nun yerleşik mikrofonunu mu yoksa Media Mod’unun mikrofon alternatifini mi daha çok beğendiniz. Düşüncelerinizi yorumlar bölümünde belirtebilirseniz sevinirim.
- Ve şimdi de sıra geldi iç mekanlarda çekim yaparken kullanabileceğimiz video ayarlarına. Bunun için GoPro’yu Video modunda açıp önce ortada bulunan video ayarları sekmesinden ister yeni bir tane yaratabilir isterseniz var olanlardan biri üzerinden değişiklikler yaparak devam edebilirsiniz.
Ben en altta bulunan artı tuşu ile yeni bir tane oluşturuyorum ve önce AğırÇekim, Looping yani belirleyeceğiniz sürelerden sonra silinen sürekli çekim modu gibi alternatifleri geçip standart video seçeneği ile devam ediyorum.
Sonra çözünürlüğü ve kare hızını belirliyoruz. Ben standart olarak diğer kameramda da 4K 25 kare hızını kullandığım için burada da birebir aynı değerleri belirliyorum.
Bu arada önemli bir hatırlatma olarak bu bölümde 25 yerine 30 kare hızını görüyorsanız Settings, General altından Anti-Flicker menüsüne girip PAL yani ülkemizin de içerisinde bulunduğu Avrupa, Çin gibi ülkeler için 50Hz değerini seçmeniz gerekiyor. Diğeri Kuzey Amerika, Japonya gibi ülkeler de tercih edilen NTSC’nin karşılığı olan değer 60Hz. Eskiden kullanılan Pal veya NTSC ifadeleri yerine Hz değerleri kullanıldığından bu menüyü bulup değiştirmek için bayağı uğraşmıştım.
Evet tekrar video ayarlarına dönecek olursak çözünürlük ve kare hızını belirledikten sonra bu sefer odak uzunluğuna göre lens değerlerini seçmemiz gerekiyor. Superview ve Wide gibi seçeneklerden, balık gözü efekti nedeni ile kenarlardaki bükülmeyi yaşamak istemiyorsak uzak durmalıyız. Bu nedenle zaten menüde belirtildiği gibi Linear veya Narrow gibi lens modlarından birini seçebiliriz. Ben alanı gereğinden fazla daralttığı için Narrow yerine daha geniş alanı içerisine alan Linear’ı seçtim. Bu arada bir de hareketli çekimlerde kullanılan ufuk çizgisini düzeltme seçeneğinde de ihtiyacım olmadığından tercih etmedim.
HyperSmooth yani yazılım ile stabilizasyon sağlayan moda zaten tripod üzerinde kaydettiğimden ihtiyacım yok. Bir de HyperSmooth açık olduğunda hem videoyu kropluyor hem de düşük ışıklı ortamlarda gereksiz parazitlere sebep olabiliyor. Bu nedenle kesinlikle kapatıyorum.
İlk sekmenin geri kalan ayarları video kalitesini etkilemediğinden olduğu gibi bırakıp ikinci sekmeye yani Protune bölümüne giriyoruz. Burada da ilk ayarımız olan Bit Rate’i en yüksek seviyesinde yani High olarak ayarlayıp maksimum görüntü kalitesini sağlıyoruz.
Shutter yani enstantane hızı, kare hızının iki katı olması gerektiğinden 25 FPS’ye karşılık iki katı olan 1/50 değerine ayarlıyorum. Bu neyi sağlar derseniz video içerisindeki görüntülerin daha doğal ve akıcı görünmesini, hareketlerin birbiri içerisine girerek jöle efektine yol açmasını engeller.
Beyaz dengesi Auto’da kalabilir veya ortamdaki ışığınızın değerlerine göre kendiniz de ayarlayabilirsiniz.
Şimdi sıra geldi en önemli ayarlardan biri olan ISO değerine. Çünkü birçok kişinin şikayeti olan düşük ışıklı ortamlarda çekilen video veya resimlerin sulu boya gibi görünmesine bu bölüm neden oluyor. Minimum ISO için kullanılması gereken değer evet 100 ama maksimum ISO için 1600 olursa az önce bahsettiğim istemediğimiz sonuçları görürüz. Bu nedenle burayı da ortamdaki ışığınızın gücüne göre minimum 100 veya maksimum 200 olacak şekilde ayarlamalısınız. Ben stüdyo ışıkları kullandığım için bu değeri 100 olarak belirliyorum.
Sharpness yani keskinlik değerleri gün ışığında daha etkili ancak iç mekanlarda yine ISO gibi istenmeyen sonuçlar yaratabiliyor. Bu nedenle keskinlik ayarını Low yani en düşük değerde tutuyorum.
Sonraki ayarımız renk profillerinde iki farklı seçenek bulunuyor. Eğer çektiğiniz videoya sonradan renk ayarı yapacaksanız daha natürel ama soluk renklerle çekim yapan Flat’i seçebilirsiniz. Ancak ben sizinle üzerinde herhangi bir değişiklik yapmadan kameranın standart video kalitesini paylaşmak istediğimden GoPro renk profilini seçiyorum.
Son olarak Media Mod’u kullanıyorsanız sesin geldiği yöne göre ön, arka veya karışık seçeneklerinden birini seçerek ayarlarımızı tamamlıyoruz.
Bu arada son olarak video çekerken hızlıca değiştirmek istediğiniz bir ayar olursa da 4 farklı kısa yolu ekranın istediğiniz yerine koyabiliyorsunuz. Bu kısa yollar bazen gerçekten de hayat kurtarabiliyor.
Sağ üst köşedeki Tik işaretine basıp mevcut simge ve isimlerden birini seçerek tamamlıyoruz.
Bu arada evde özellikle Youtube için video çekerken mobil cihazlarınızdaki GoPro uygulaması ile kameranızın açısını uzaktan rahatlıkla ayarlayıp kontrol edebiliyorsunuz. Ancak 4K gibi yüksek çözünürlüklerde kayıt tuşuna bastığınız anda ekran kararıyor. Bu önemli hatırlatmayı da paylaşmak istedim.
Son olarak GoPro Hero 9’un bu ayarlar ile kamera görüntüsüne geçmeden önce sizlere kullandığım ışıkları da göstermek istiyorum. Çekimlerimi salonda gerçekleştirdiğimden fazla yer kaplamayan küçük sayılabilecek ama benim için yeterli olan 2 adet Led Kamera aydınlatmayı kullanıyorum. Perdeler tamamen kapalı ve arkadaki Philips Hue aydınlatmalarından başka da bir ışık kaynağı bulunmuyor.
Evet GoPro’nun video ayarlarında yaptığımız ince dokunuşlar ve sizlerle paylaştığım ışık kurulumundan sonra elde edilen görüntü kalitesini şu anda ekranda görüyorsunuz. Üzerinde herhangi bir renk ayarı yapmadan çektiğim gibi direk ekledim. Ses kaynağı olarak da Media Mod’un ön mikrofonunu kullanıyorum.
Sizce bu görüntü ve ses kalitesi Youtube videoları veya diğer iç mekan çekimleri için yeterli midir? Sonuçta en önemli değerlendirme içeriklerimizi takip eden sizlerden gelecek. Bu nedenle düşüncelerinizi yorumlar bölümünde belirtebilirseniz sevinirim.
Haftaya farklı bir içerikte tekrar görüşmek dileği ile, kendinize çok iyi bakın.
